Seçime doğru: Almanya

Büyük gün geldi. Bugün Almanya’da yaşayan 61 milyon 500 bin kayıtlı seçmen sandığa giderek, kendi seçim bölgesinden, Almanya Federal Meclisi’nde dört yıl boyunca kendilerini temsil edecek milletvekilini ve ülke genelinde desteklediği partiyi belirlemek üzere oy kullanacak. Aslına bakarsanız oy verme işlemi sabah saat 8 itibariyle başladı ve 18’e kadar devam edecek.

Seçimlerle ilgili çok yazıldı çizildi, konunun uzmanı olan olmayan herkes çeşitli mecralarda yorum yaptı, demeç verdi. Siyasi partilerin seçim bildirgeleri, politikaları, koalisyon tercihleri bitti adayların özel hayatları ile ilgili bilinmeyenler ortalığa döküldü. Merkel’in en sevdiği yemek nedir? Kocasına kendi elleri ile yemek yapar mı? Eskiden, tabiri caizse, inek yalamış gibi yapışan saçları nasıl oldu da hacim kazandı? Hangi kuaföre borçlu bu değişimi?

Magazin bir yana, Dünya ve Türk basınının saygın isimleri son bir haftadır Berlin’e kamp kurdu ve Berlin’den bildiriyor. CNN , BBC, Reuters, Al Jazeera zaten burada…Deutsche Welle Türkçe, Banu Güven ile Berlin’de, Facebook üzerinden canlı olarak seçimin nabzını tutuyor. Onlardan öte, ben Amerikan Başkanı, Donald J. Trump’tan da seçimlerle ilgili bir tweet bekledim durdum ama nafile…Şu an Kuzey Kore ve İran’a kafayı takmış durumda…Varsa yoksa küçük roket adam…Gün içinde kendisinden bir tweet bekliyorum ama.

Bu arada sanırsınız ki Jamaika seçimleri! Almanya kadar Jamaika’nın da adı geçiyor. Koalisyon Jamaika bayrağı gibi siyah-sarı-yeşil mi olacak yoksa trafik lambası gibi kırmız-sarı-yeşil mi? Evet kritik soru bu zaten. Merkel liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) birinci, Avrupa Parlamentosu Eski Başkanı Martin Schulz liderliğindeki, Hristiyan Demokratların hali hazırdaki koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) ikinci olacağı belli. Can alıcı soru: Üçüncü parti kim olacak?

En büyük korku, aşırı sağcı, mülteci ve yabancı karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üçüncü olması. Evet neo-Nazi, ırkçı, İslam düşmanı bir partinin meclise girmesi bile tüyler ürpertici. Bunu anlamak için burada bir yıl yaşamak yeterli. Son kamuoyu araştırmaları, AfD’nin yüzde 15’lere kadar çıkabileceğini öngörüyor. Almanya’da yaşayan bir yabancı, bir göçmen, olarak bu beni Almanlardan daha çok ürkütüyor ama bu rakamı biraz abartı buluyorum. Bence yüzde 11’lerde kalacak gibi. Hatırlayın, en son Fransa seçimlerinde Marine Le Pen ve partisi hakkında neler yazıldı. Evet, AfD, Almanya’daki yüzde 5 barajını aşıp meclise girecek, o kesin, ama asla koalisyon ortağı olarak hükümette yer alamayacak çünkü bütün partiler seçim öncesi yayımladıkları koalisyon bildirgelerinde AfD ile koalisyon kurmayacaklarını açıkladılar. Bu açıklamalar bağlayıcı mı peki? Aslında hayır. 2008 ve 2009 Hessen bölgesel seçimlerinde bunun aksi bir durum yaşandı ve halk sokaklara döküldü. Koalisyon yapılan parti AfD bile değildi hem de! O halde yüreğinize biraz su serperek sizi yatıştırayım. Hiçbir parti AfD ile koalisyon yaparak kendi ayağına kurşun sıkmaz, sıkamaz.

Genelde tahminde bulunmam ama bulununca da hep tutar. Bugüne kadar hep tuttu. Sayıları bile istatistiksel olarak kabul edilebilir aralıkta tutturdum. Hillary Clinton’ı daha First Lady olduğu günlerden bu yana takip ediyor ve seviyorum. Oy kullanabilseydim, oyum elbette Hillary’e gidecekti ama Trump kazanacak dedim. İçim kan ağlayarak Trump geliyor dedim ama kimse inanmadı. Seçimden iki gün önce Trump Tower önünde fotoğraf çekip sosyal medyada paylaştığımda beni Trump’çı sandılar. Barack Obama Chicago’dan Senatör olarak seçildiği gün, bu adam bir gün başkan olacak dedim.

Neyse, Atlantik’i geçip Almanya’ya geri dönelim. Ne diyorduk? Evet evet üçüncü parti. İnanın bu sefer bir tahminde bulunamıyorum. AfD yüzde 11’lerde görünse de, üçüncü parti olmayacak gibi geliyor bana. Peki kim olacak? Die Linke, yani Sol Parti ve Hür Demokrat Parti (FDP), AfD’nin hemen arkasında yer alıyor ve ipi hangisinin üçüncü göğüsleyeceği belirsiz. İçimden FDP geçiyor ne yalan söyleyeyim. Özellikle Berlin’de oy oranı yüksek olacak.

Berlin’e uçanlar bilir; Berlin’de halihazırda iki tane havalimanı var. Yılan hikayesine dönen Brandenburg Havalimanı (BER), zamanında bitirilemeyince-evet Almanya’da bile olabiliyor-Tegel’in kapanması gecikti ve açık kalması yönünde girişimler başladı. Tegel’in açık kalmasını seçimlere taşıyan en önemli parti, Hür Demokratlar. İçimden bir ses bu onların avantajına olacak diyor. Peki hadi onlar üçüncü oldu diyelim, Merkel, büyük koalisyonu bırakıp bu küçük partilerle mi koalisyon yapacak? Unutmamamız gereken bir nokta var ve bence bu hepsinden önemli: Avrupa Birliği. Şu an Batı Avrupa’da Avrupa Birliği yanlısı hükümetler var ve SPD’nin adayı Avrupa Parlamentosu Eski Başkanı. FDP’nin Yunanistan ile ilgili söylemlerini düşününce, Merkel SPD’ye yönelecek diyorum. Yani? Yani yola devam.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *